Markanın Devrinden Kaynaklanan Uyuşmazlıkların Arabuluculuk Açısından Değerlendirilmesi
Marka Devrinden (1) Kaynaklanan Uyuşmazlıkların Arabuluculuk Açısından Değerlendirilmesi
- Genel Bakış
Marka üzerindeki hakkın mutlak olarak bir başkasına devredilmesi işlemine markanın devri denir[2]. Markanın bir kısmının da devredilmesi mümkündür. Bu halde hem devreden hem de devralan, markayı birbirinden farklı mal ve hizmetler için kullanabilir[3].
Markanın devri, bir tasarruf işlemi olup alacağın temliki sonuçlarını doğurur[4]. Esasında markanın devri, mutlak bir hakkın devridir. Sözgelimi, markanın devredilmesi sonucu marka üzerindeki tüm haklar da (rehin, haciz gibi) devralana geçmektedir. Nitekim marka üzerinde rehin bulunması, markanın devrine engel olmamaktadır[5]. Keza markanın devri halinde markaya sağlanan koruma süresi de kaldığı yerden devam edecektir[6].
SMK’nin 148. maddesine göre, tescilli bir marka üzerinden gerçekleşecek hukuki işlemler yazılı şekil şartına tabiidir. Buradaki yazılılık, sözleşmenin geçerlilik şartını oluşturmaktadır[7]. Marka hukukuna konu hukuki işlemler bakımından yazılı şekil şartı her ne kadar sözleşmenin geçerlilik koşulunu oluşturmaktaysa da devir sözleşmeleri bakımından bir istisna bulunmaktadır. Markanın devri, noter tarafından onaylanmış bir sözleşme ile gerçekleştirilmelidir (SMK m. 148/4). Bununla birlikte, işletmenin devri halinde, aksi kararlaştırılmadıkça marka da devredileceğinden ayrıca bir devir sözleşmesi hazırlanmasına gerek bulunmamaktadır[8].
Markanın, ticari işletmeden bağımsız olarak devir işlemine konu olabileceğini de belirtmek gerekir. (SMK m. 148/2). Bu hususta markaların ticari bir gelir boyutuna ulaştığını ve artık üretilen mal ve hizmetlerden bağımsız hukuki işlemlere konu olabilmesine kanun koyucu tarafından imkân verdiği görülmektedir[9].
Marka hakkı, birden fazla ülkede tescil edilebilir. Bu kapsamda devir işlemi gerçekleştirilirken ülkelerin bir kısmı devir dışında bırakılabilir. Bununla birlikte, ülkesellik ilkesi gereği markanın, Türkiye sınırları içerisinde belirli coğrafi sınırlara bölünerek devredilmesi mümkün değildir[10].
Devir işlemi yönünden tescil, kurucu bir etki doğurmamaktadır. Bununla birlikte sicile kaydedilmeyen devir işlemi, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (SMK m.148/5)[11]. Bu hususta garanti veya ortak markaların devri işlemi bakımından tescil işleminin kurucu olduğu ayrıca hükme alınmıştır (SMK m. 148/5).
Sınai Mülkiyet Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 5/2-a maddesine göre, marka tescilinin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu ihtimalde marka üzerinde her birinin paylı mülkiyet hakkı gündeme gelir[12]. Paydaşlardan her birinin kendi payı üzerinde hukuki işlemde bulunma hakkı mevcuttur (TMK m. 688/3). SMK’nin 148/3’üncü bendine göre paylı mülkiyete dayalı bir markanın devri halinde diğer paydaşların önalım hakkı mevcuttur[13]. Önalım hakkı, satışın bildiriminden itibaren üç ay ve her hâlükârda satışın gerçekleşmesinin ardından iki yıl içerisinde ileri sürülmelidir (SMK 148/3).
Marka devir sözleşmesi, satış yahut bağışlama gibi karşılıklı veya karşılıksız bir şekilde gerçekleşebilir. Sözleşmenin türüne göre de uyuşmazlıklar değişkenlik gösterecektir. Ayrıca, marka devir sözleşmesinin şekil şartına uyulmadan kurulması, muvazaaya[14] tabii tutulması veya irade sakatlıkları sebebiyle iptali hali de gündeme gelebilir[15]. Sözleşmenin kuruluşu sırasında meydana gelen uyuşmazlıkların yanı sıra tarafların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde de uyuşmazlık durumu ortaya çıkacaktır. Sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmemesi buna örnek olarak verilebilir[16].
Son olarak, bazı hallerde mahkeme kararıyla da devir işleminin gerçekleşmesi mümkündür[17]. Sözgelimi, ticari temsilcinin, haksız tescilinde ya da markanın gaspı halinde dava açılması durumunda; markanın davacı adına tescil edilmesi yani devredilmesi mümkündür[18]. Bu hallerde, mahkeme kararı, devir sözleşmesi yerine geçecektir[19]. Davacı, talebini, terditli bir şekilde de ileri sürebilir. Şöyle ki, asıl talebinin hükümsüzlük olduğunu; hükümsüzlük talebinin reddi halinde ise markanın, kendi üzerine devredilmesini isteyebilir[20]. Bu hallerde, HMK m. 111/2 gereği mahkemenin öncelikle, asıl talebi yani hükümsüzlük iddiasını sonuçlandırması gerekir. Nitekim, hükümsüz kılınması gereken bir markanın devri de mümkün olmayacaktır[21].
Kimi hallerde, marka devir sözleşmesinin çeşitli sebeplerle sakatlanması ya da geçersiz olması durumu gündeme gelmektedir. Bu hallerde devir işleminin iptal edilmesi gerekebilir. Devrin iptali ya da devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ihtisas mahkemelerinden istenecektir. Mahkeme, SMK hükümleri çerçevesinde uyuşmazlığı giderecektir[22].
2. Arabuluculuk Açısından Değerlendirilmesi
Marka Devir Sözleşmesinin, TBK hükümleri gereği, hükümsüz veya geçersiz kılınması için açılacak davalar, herhangi bir para ya da tazminat alacağı içermediğinden dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir (TTK m. 5/A-1). Örneğin, noter huzurunda yapılmayan devir sözleşmesi, baştan itibaren tam olarak hükümsüzdür. Bu sözleşmenin, arabuluculuk nezdinde ayakta tutulabilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, sözleşmenin düzenlemeler yapılmak suretiyle ayakta tutulması mümkün ise tarafların dava yoluna gitmeden işbu düzenlemeleri arabuluculuk yöntemi ile gerçekleştirmelerinin mümkün olduğu kanaatindeyiz. Keza, devir talebinin terditli bir şekilde de ileri sürülmesi mümkündür. Örneğin, markanın öncelikle hükümsüzlüğü, talebin reddi halinde ise davacı tarafa devredilmesi mahkemeden istenebilir. Bununla birlikte asli talebin dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmaması sebebiyle diğer talepler yönünden de arabuluculuk sürecinin işletilmesine gerek kalmadan davanın açılabilmesi kanaatindeyiz[23].
Devir sözleşmesinin sicile kaydedilmemesi nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişilerin hak ve menfaatleri etkilenmiş olabilir. Nitekim, devir sözleşmesinin geçerliliği için sicile kayıt şart olmasa da aleniyetin sağlanması adına sicile kayıt işlemi oldukça önemlidir. Hakları ihlal edilen üçüncü kişiler, marka sahibine yönelik tazminat davası ileri sürebilir. Elbette ki işbu dava, konusu gereği dava şartı arabuluculuk kapsamında olacaktır (TTK m.5/A-1).
Marka Devir Sözleşmesi Şekil Şartları Hakkında Bilgi Almak ve Örnek Devir Sözleşmesi için Tıklayınız.
[1] Konuyla ilgili emsal kararlar için bkz., ticari işletmenin devri halinde aksi öngörülmedikçe markanın da kendiliğinden devredileceğine ilişkin “ABELİA” kararı, Y11HD., 30.03.2010 T. 2008/12131 E. 2010/3523 K.;
[2] Yasaman, SMK Şerhi, 2897.
[3] Uzunallı, Marka, 128; Yasaman, SMK Şerhi, 2900.
[4] YHGK., 09.02.2011 T. 2010/11-689 E. 2011/46 K. ve Y11HD., 29.02.2016 T. 2015/6722 E. 2016/2160 K. Çolak, Marka, 924.
[5] Yasaman, SMK Şerhi, 2897; Çolak, Marka, 945.
[6] Çolak, Marka, 925.
[7] Yasaman, SMK Şerhi, 2889; Bununla birlikte Yargıtay, emsal bir kararında, sözlü bir şekilde kurulan Franchising sözleşmeleri bakımından şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu ileri sürmüştür bkz. Y11HD, 2009/9953 E. 2011/8930 K., Yasaman, SMK Şerhi, 2889.
[8] Çolak, Marka, 924; Arkan, Ticari İşletme Hukuku, 291.
[9] Çolak, Marka, 923.
[10] Yasaman, SMK Şerhi, 2903; Uzunallı, Marka, 128.
[11] Buna göre de markaya yönelik hükümsüzlük davası açılmak istenirse, sicilde hak sahibi kimse onun taraf olarak gösterilmesi gerekir. Nitekim, her ne kadar devir işlemi gerçekleşmiş ise de sicilde gözükmeyen devirden dolayı üçüncü kişilerin hakları etkilenmez. Bu kapsamda, Yargıtay da sicilde hak sahibi gözüken kişiye karşı davanın yöneltilmesi gerektiğini; dava aşamasında devir işleminin gerçekleşmesi durumunda ise davacının, seçimlik hakkının olduğunu ve davayı dilerse devralan kişiye karşı yöneltebileceğine; dilerse de devreden üzerinde tazminat talebini yürütebileceğine ilişkin içtihat oluşturmuştur. “TATA SAFARİ” kararı YHGK., 09.02.2011 T. 2010/11-689 E. 2011/46 K. Çolak, Marka, 940.
[12] Yasaman, SMK Şerhi, 2906.
[13] Çolak, Marka, 946; Yasaman, SMK Şerhi, 2906.
[14] Emsal karar için bkz. Y11HD, 13.10.2009 T. 2008/445 E. 2009/10534 K. ve Y11HD, 20.04.2016 T. 2015/9675 E. 2016/4394 K. Çolak, Marka, 1177.
[15] Yasaman, SMK Şerhi, 2911.
[16] Yasaman, SMK Şerhi, 2911.
[17] Çolak, Marka, 1173.
[18] “PLATINUM” kararı, Y11HD., 22.09.2014 T. 2014/12345 E. 2014/14249 K ve “CAPRONİ” kararı, Y11HD., 21.03.2014 T. 2012/16334 E. 2014/5593 K. Çolak, Marka, 944.
[19] Çolak, Marka, 944.
[20] Bkz. Y11HD, 04.04.2011 T. 2009/9836 E. 2011/3827 K. Çolak, Marka, 1174.
[21] Çolak, Marka, 1173.
[22] Çolak, Marka, 1175.
[23] Detaylı bilgi için bkz. I. Bölüm, Terditli Davalar Yönünden Dava Şartı Arabuluculuk.





Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!