12. Yargı Paketinde Bizi Neler Bekliyor?
Beklenen Düzenlemeler ve Hukuki Değerlendirme
Mart 2026 · Adalet Bakanlığı Taslak Çalışması | Henüz Yasalaşmamıştır
| Onemli Uyari: Bu makale, 12. Yargı Paketi’ne ilişkin Adalet Bakanlığı açıklamaları ve kamuoyuna yansıyan bilgiler esas alınarak kaleme alınmıştır. Paket henüz TBMM’ye sunulmamış olup içerik, Meclis sürecinde değişebilir. Kesin düzenlemeler ancak Resmî Gazete’de yayımlanan kanun metniyle belirlenecektir. |
Türkiye’de yargı reformu süreci, 2019 yılında açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi çerçevesinde art arda gelen paketlerle hayata geçirilmektedir. 10. ve 11. Yargı Paketleri’nin yasalaşmasının ardından gündemdeki yerini koruyan 12. Yargı Paketi, kamuoyunda özellikle af ve infaz düzenlemesi beklentileriyle anılmaktadır. Ancak Adalet Bakanlığı açıklamaları bu beklentileri net biçimde yanıtlamış; paketin ağırlıklı olarak hukuk yargılamalarının hızlandırılması ve yargısal etkinliğin artırılmasına odaklandığı vurgulanmıştır. Bu yazıda, kamuoyuna yansıyan bilgiler hukuki çerçeve korunarak ve spekülasyondan kaçınılarak değerlendirilmektedir.
1. Paketin Genel Çerçevesi ve Amacı
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 7 Ocak 2026 tarihli açıklamalarına göre, teknik çalışmalar tamamlanmış ve taslak metin milletvekillerinin takdirine sunulmuştur. Paket; yaklaşık 32 maddeden oluşmakta ve 7 farklı kanunda değişiklik öngörmektedir. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise Şubat 2026’da TCK ve infaz sisteminde de değişiklik yapılabileceğine ilişkin sinyal vermiştir.
Paketin yasalaşma takvimi açısından 2026 yılının ilk yarısında TBMM Adalet Komisyonu’na sunulması beklenmekte; Genel Kurul aşamalarının ardından bahar veya yaz aylarında yürürlüğe girebileceği öngörülmektedir.
| Hukuki Not: Yargı paketleri, TBMM Adalet Komisyonu sürecinde kapsamlı biçimde değişebilmektedir. Komisyon görüşmeleri sırasında maddeler eklenip çıkarılabilmekte; taslakta yer almayan düzenlemeler son dakikada metne dahil edilebilmektedir. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan bilgiler, nihai metnin kesin içeriğini yansıtmamaktadır. |
2. Beklenen Temel Düzenlemeler
2.1 Yargılama Sürelerinin Kısaltılması ve HMK Değişiklikleri
Paketin odak noktasını, hukuk mahkemelerinde uzayan yargılama sürelerinin önüne geçilmesine yönelik usul hukuku düzenlemeleri oluşturmaktadır. Bu çerçevede Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) çeşitli maddelerinde değişiklik yapılması planlanmaktadır.
Yargıtay tarafından bozularak yerel mahkemeye gönderilen dosyaların mahkeme gündeminde otomatik olarak öncelikli sıraya alınması ve belirli bir süre içinde duruşma günü verilmesi zorunluluğu getirilmesi beklenmektedir. Ayrıca HMK’nın 20. maddesinde yapılacak değişiklikle, görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verilen dosyaların ilgili mahkemeye doğrudan gönderilmesi sağlanacak.
Yargıtay’ın, ilk derece mahkemelerinin yalnızca “görevsiz” veya “yetkisiz” olduğu gerekçesiyle bozma kararı veremeyeceğinin hüküm altına alınması da taslakta yer alan kritik değişiklikler arasındadır. Görevsizlik/yetkisizlik kararı veren mahkemenin koyduğu ihtiyati tedbir kararının dosya yetkili mahkemeye geçtikten sonra da geçerliliğini sürdürmesi planlanmaktadır.
| Hukuki Not: Bu düzenleme özellikle mülkiyet hakkı ve alacak davaları bakımından önem taşımaktadır. Dosyanın usul hatası nedeniyle defalarca bozulup yerel mahkemeye dönmesi, hak arama sürecini fiilen sonuçsuz kılmakta ve AİHM içtihadında “makul sürede yargılanma” hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. |
2.2 Tebligat Hukukunda Reform
Resmi açıklamalarda yargılamaların uzamasının önde gelen nedenlerinden biri olarak tebligat usulsüzlükleri gösterilmektedir. 12. Yargı Paketi kapsamında tebligat sisteminin daha güvenilir ve hızlı işleyecek biçimde yeniden düzenlenmesi, elektronik tebligat uygulamasının yaygınlaştırılması ve usulden bozma riskinin azaltılması hedeflenmektedir.
| Hukuki Not: Tek bir tebligat hatası, verilen kararın bozulmasına hatta yargılamanın başa sarmasına kadar giden sonuçlar doğurabilmektedir. Bu alandaki reform, savunma hakkının ve tarafların adil yargılanma güvencesinin fiilen işlemesi açısından temel bir gereklilik niteliği taşımaktadır. |
2.3 Arabuluculuk Sisteminin Güçlendirilmesi
Mahkemeye gitmeden anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması için arabuluculuk sisteminin daha etkin hâle getirilmesi planlanmaktadır. Zorunlu arabuluculuk kapsamının genişletilmesi ve çekişmesiz yargı işlemlerinin yargı dışında çözülebilmesine olanak tanıyan alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi de beklentiler arasında yer almaktadır.
2.4 Noter Yardımcılığı Kurumunun İhdası
Kamuoyuna yansıyan bilgiler arasında noter yardımcılığı kurumunun oluşturulması da öne çıkmaktadır. Bu düzenlemenin noterlik hizmetlerinin iş yükünü hafifletmeyi, işlem hızını ve kalitesini artırmayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Kurumun görev tanımı, yetki sınırları ve denetim mekanizmaları kanun metniyle netleşecektir.
2.5 Tapuda Avukatlık Temsili Zorunluluğu
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Mart 2026’da bir baro etkinliğinde yaptığı açıklamalara göre, belirli bir miktarı aşan tapu işlemlerinde avukatla temsil zorunluluğu getirilmesi planlanmaktadır. Bu düzenleme, gayrimenkul işlemlerinde hukuki güvenliği artırmayı ve işlemlerin usulüne uygun biçimde gerçekleştirilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Uygulanacak tutar sınırı ve temsil koşullarının ayrıntıları kanun metninde belirlenecek olup taslakta henüz kesinleşmemiştir.
| Hukuki Not: Bu düzenleme hayata geçtiği takdirde gayrimenkul alanında faaliyet gösteren avukatlar açısından önemli bir uygulama alanı yaratacaktır. Eş zamanlı olarak tapu işlemlerine yönelik mesleki sorumluluk sigortası tartışmalarını da gündeme taşıyabilir. |
2.6 Avukatların Bilgi ve Belge Teminine Kolaylık
Uygulamada avukatların, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu bilgi ve belgelere erişimde ciddi güçlüklerle karşılaştığı bilinmektedir. KVKK ve kurumsal iç düzenlemeler gerekçesiyle bilgi verilmemesi, savunma hakkını fiilen kısıtlamaktadır. Paketle birlikte avukatların bilgi ve belge teminine ilişkin yasal mekanizmaların güçlendirilmesi beklenmektedir.
2.7 Suça Sürüklenen Çocuk Tanımının Değiştirilmesi
Adalet Bakanı Gürlek’in açıklamalarına göre, “suça sürüklenen çocuk” tanımı Avrupa standartlarıyla uyumlu biçimde yeniden düzenlenecektir. Avrupa’da bu tanım çoğunlukla 10 yaş sınırına dayandırılmaktadır. Türkiye’de mevcut sistemde 12-15 ve 15-18 yaş gruplarına göre farklılaşan cezai sorumluluk rejiminin yeniden yapılandırılması planlanmaktadır.
Düzenlemenin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte yürütüleceği ve sokak çetesi olgusuyla mücadele kapsamında rehabilitasyon odaklı bir yaklaşımın benimseneceği belirtilmektedir.
2.8 TCK ve İnfaz Sistemi: Belirsizliğini Korumaktadır
Kamuoyunda en çok merak edilen konu olan TCK ve infaz düzenlemeleri açısından durum henüz netleşmemiştir. Adalet Bakanı Gürlek, TCK’da değişiklik düşünüldüğünü açıklamış; ancak hangi maddelerin kapsama alınacağını somutlaştırmamıştır. Özellikle TCK’nın 158. maddesinde (nitelikli dolandırıcılık) ve 142. maddesinde uzlaşma kurumuna yer verilmesi beklentisi kamuoyunda gündemdeki yerini korumaktadır.
Her iki eski ve yeni Adalet Bakanı da “genel af söz konusu değildir” açıklamasını kararlılıkla yinelemiştir. İnfaz rejiminde ise “cezasızlık algısını” ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler yapılabileceği, denetimli serbestlik uygulamasının otomatik bir hak olmaktan çıkarılarak hükümlünün iyi haline bağlanması gibi değişikliklerin gündemde olduğu anlaşılmaktadır.
| Onemli Uyari: Genel af, infaz indirimi veya belirli suç tiplerini kapsayan değişikliklere ilişkin kesin bilgi, ancak TBMM’de kabul edilen ve Resmî Gazete’de yayımlanan kanun metniyle elde edilebilir. Sosyal medyada dolaşan bilgilerin büyük çoğunluğu spekülasyon niteliğindedir. |
3. Kimler Etkilenecek?
Kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde değerlendirildiğinde paketin; hukuk davası tarafları, avukatlar, noterler ve arabulucuları doğrudan; banka ve finans kuruluşları, sigorta şirketleri, kamu kurumları, dernekler ve vakıflar gibi tüzel kişileri ise dolaylı olarak etkilemesi beklenmektedir.
Bakan Gürlek’in TCK ve infaz değişikliği sinyalleriyle birlikte düşünüldüğünde, hükümlü ve tutuklu kişilerin de paketin kapsamı içine girebileceği değerlendirilmektedir. Ancak bu konudaki kesin tablo Meclis sürecinden sonra ortaya çıkacaktır.
Hukuki Değerlendirme ve Sonuç
- Yargı Paketi, Türk yargı sisteminin kronikleşmiş sorunlarına —uzayan davalar, tebligat aksaklıkları, usulden bozma döngüleri— çözüm üretmeye çalışan kapsamlı bir reform girişimi olarak öne çıkmaktadır. Taslaktaki düzenlemeler değerlendirildiğinde paketin, salt ceza hukuku odaklı önceki paketlerden farklı biçimde ağırlıklı olarak usul hukuku ve yargısal altyapı reformuna yöneldiği görülmektedir.
Hukuki uygulayıcılar açısından özellikle dikkat edilmesi gereken başlıklar şunlardır: Yargıtay bozmaları sonrası öncelikli inceleme uygulaması, HMK’da görev/yetki kararlarına ilişkin değişiklikler, tapuda avukatlık temsili zorunluluğu ve avukatların belgeye erişim haklarının güçlendirilmesi.
Kesin değerlendirme ve pratik uygulama danışmanlığı için kanun metninin Resmî Gazete’de yayımlanmasının beklenmesi ve ardından büromuzla iletişime geçilmesi tavsiye edilir.






Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!