Türk Aile Hukuku ve Yargıtay İçtihatları Işığında Mehir Alacağı Davası
Evlilik birliğinin sona ermesiyle tebarüz eden mali uyuşmazlıkların en spesifik konularından biri olan mehir, gerek sosyolojik gerekse hukuki boyutuyla kompleks bir müessesedir. Modern Türk hukuk sisteminde “mehir” adı altında doğrudan bir kanun maddesi ihdas edilmemiş olsa da, bu kurumun hukuki geçerliliği sözleşme serbestisi ve borçlar hukuku genel hükümleri çerçevesinde vücut bulmaktadır.
I. Mehir Kavramı ve Hukuki Nitelendirme
Mehir; erkeğin kadına evlilik akdi sebebiyle vermeyi taahhüt ettiği, ekonomik değeri haiz mal veya nakdi değerdir. Türk Medeni Kanunu’nda bu kavrama açıkça yer verilmemiş olması, mehirin hukuki yokluğu anlamına gelmez. TMK m. 193 hükmü uyarınca eşler, birbirleriyle her türlü hukuki işlemi yapabilme yetkisine haizdir.
Yargıtay’ın müstakar içtihatları uyarınca mehir senedi, Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir “bağışlama vaadi” (TBK m. 288) veya bir “borç ikrarı” (TBK m. 18) olarak tavsif edilmektedir. Bu bağlamda, kamu düzenine ve ahlaka aykırı olmayan mehir sözleşmeleri, hukuk düzeni tarafından korunmaktadır.
II. Mehir Alacağının Muacceliyeti ve Dava Şartları
Mehir alacağının talep edilebilirliği, mehirin türüne göre değişkenlik gösterir. Müeccel (ertelenmiş) mehirlerde, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte borç muaccel hale gelir. Bu noktada boşanma davasını kimin açtığının veya tarafların kusur durumunun mehir alacağı üzerinde kural olarak bir etkisi bulunmamaktadır; zira mehir, bağımsız bir sözleşmesel alacaktır.
III. Görevli Mahkeme ve İspat Hukuku
-
Görevli Mahkeme: Boşanma davası ile birlikte veya boşanmadan sonra açılan mehir davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi‘dir. Ancak boşanma davası açılmaksızın sadece sözleşmeye dayalı bir alacak takibi yapılacaksa Asliye Hukuk Mahkemeleri de gündeme gelebilmektedir.
-
Yazılı İspat Şartı: TBK m. 288 ve TBK m. 14 uyarınca, mehir alacağı iddiası tanıkla ispat edilemez. Senede karşı senetle ispat kuralı gereği, taraflarca imzalanmış yazılı bir belge şarttır.
-
Zamanaşımı: Boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresi (TBK m. 146) işletilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Boşandıktan sonra mehir davası ne kadar sürede açılabilir? Türk Borçlar Kanunu uyarınca bu davalar 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle başlar.
2. Mehir senedi olmadan dava açılabilir mi? Mehir alacağı bir bağışlama vaadi niteliğinde olduğundan, yazılı bir delil veya senet olmaksızın sadece tanık beyanıyla dava kazanılması hukuken mümkün görülmemektedir.
3. Mehir taşınmaz (ev/arsa) olarak kararlaştırılmışsa ne olur? Taşınmaz mülkiyetinin nakline ilişkin vaatlerin geçerliliği, resmi şekil şartına (noter veya tapu) bağlıdır. Adi yazılı belge taşınmaz devri için yeterli olmayabilir.
4. Boşanma protokolünde mehir yazmazsa hak kaybolur mu? Protokolde mehir hakkından açıkça feragat edilmediği sürece, mevcut yazılı senetle boşanma sonrası dava açılabilir. Ancak “tüm mali haklarımdan feragat ettim” ifadesine dikkat edilmelidir.
5. Mehir geri alınabilir mi? Mehir bağışlama niteliğinde olduğundan, ancak TBK’da sayılan sınırlı “bağışlamadan dönme” şartları (ağır bir suç veya aile yükümlülüklerine ağır aykırılık) oluşursa geri istenebilir.
Emsal Yargıtay Kararı (13. HD, 2008/13936 E., 2009/3685 K.)
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı … ile 26.6.2000 tarihinde boşandığını, evlenme sırasında takılması gereken takıların karşılığı olarak 30.5.2000 vade tarihli 15.000 dolarlık senet verildiğini diğer davalının da kefil olarak imza attığını, ancak senet bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 15.000 doların faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, davacı ile evlenirken 300 YTL. bedelli mehir karşılığı olarak , şarta bağlı ve boş senet alındığını, davacının sonradan istediği gibi doldurup, haksız olarak senedi takibe koyduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı … ile evlenirken takılacak olan altınlar yerine dava konusu senedin kendisine verildiğini ileri sürerek bu davayı açmış olup, davalı şikayeti ile sahte senet düzenlemekten açılan ve beraatine karar verilen ceza dosyasındaki beyanında , davalılar tarafından çeyiz senedi olarak boş şekilde bu senedin verildiğini, boşanma halinde bir ev parası kadar bedel kararlaştırıldığını, boşandıktan sonra da doldurup icra takibi yaptığını açıklamış, davalı da aynı dosyadaki beyanında, mehir eşyası yerine 300 YTL. bedelli senet düzenlendiğini ancak senede ne yazıldığını bilmediğini açıklamıştır. Mahkemece, tarafların beyanından 2008/13936-2009/3685
mehir senedi olarak düzenlendiği açıklanan senedin BK.nununun 19.maddesi gereğince geçersiz borç ilişkisi nedeni ile verildiğinden kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk hukuk sisteminde kural olarak, sözleşme serbestliği ilkesi kabul edilmiştir. Kişiler özel hukuk alanında bir sözleşmeyi yapıp yapmamakta, konusunu kararlaştırmada ve sözleşme yapacakları kişileri serbestçe seçme haklarına sahiptirler. Ancak BK.nununun 19 ve 20. maddeleri gereğince bu serbestiye kamu düzeni açısından bazı sınırlamalar getirilmiştir. Buna göre, kanunların kesin surette emreylediği hukuk kurallarına, kanuna veya kamu düzenine aykırı olan sözleşmeler geçersizdir. Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında, evlenme sırasında kadına verilen mehir senedinin düzenlenmesinin kanuna ve kamu düzenine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalı açığa imza attığını ileri sürmekle, anlaşmaya aykırı doldurulduğunu da davalının isbatlaması gerekir. Davalı, buna ilişkin yazılı bir delil sunamadığına göre, dava konusu senedin borç ikrarını içerdiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle dava konusu senedin geçerli olduğu kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç
Mehir, kadının maddi güvencesini teminat altına alan yasal bir sözleşmedir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecin uzman bir avukat aracılığıyla yönetilmesi, özellikle “resmi şekil” ve “zamanaşımı” hatalarının önüne geçecektir.





Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!