|Bizim milletimizin adalet düzeyi,
başka milletlerin adaletinden
aşağı kalamaz.
M.Kemal Atatürk

Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1595, K. 2023/5192, T. 21.09.2023

1. Kararın Konusu ve Uyuşmazlığın Özeti

Uyuşmazlık, 32. sınıfta tescilli “SIRMA MADRAN” ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Davacı taraf, “PINAR MADRAN SU” ibareli markaya dayanarak; başvuru konusu markada yer alan “MADRAN” ibaresinin tüketici nezdinde coğrafi kaynak algısı yarattığını ve yanıltıcı nitelik taşıdığını ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesi; “MADRAN” ibaresinin doğal kaynak suyu bakımından bilinen bir coğrafi yer adı olduğu, bu nedenle su ürünleri yönünden ayırt edici nitelik taşımadığı, ayrıca coğrafi işaret olarak tescil başvurusuna konu edildiği tespitlerinde bulunmuştur. Mahkeme, markalar arasında klasik anlamda iltibas bulunmadığını kabul etmekle birlikte, davalı şirketin Madran Dağı’ndan çıkan suyu kullanmaya ilişkin herhangi bir ruhsat veya izin belgesinin bulunmadığını belirlemiştir.

Dosyaya sunulan resmi yazışmalardan; davalı şirketin faaliyet gösterdiği su kaynağının Madran Dağı’ndan çıkmadığı anlaşılmıştır. Buna rağmen markada “MADRAN” ibaresinin yer almasının, ortalama tüketici nezdinde ürünlerin Madran kaynaklı olduğu yönünde bir algı yaratabileceği değerlendirilmiştir.

2. Yerel Mahkeme Kararı

Mahkeme; ortak unsur olan “MADRAN” ibaresinin ayırt edici nitelikte bulunmamasına rağmen, markada kullanılmasının tüketiciyi coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı olduğu sonucuna varmıştır. Bu gerekçeyle:

  • TPMK YİDK kararının iptaline,

  • “SIRMA MADRAN” ibareli markanın 32. sınıf ürünler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine

karar verilmiştir.

3. Yargıtay İncelemesi ve Sonuç

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını hukuka uygun bularak onamıştır. Daire; özellikle su, maden suyu, soda ve meşrubat gibi ürünlerde kullanılan su kaynağının tüketici tercihini doğrudan etkileyebileceğini vurgulamış; markada yer alan coğrafi ibarenin gerçeğe aykırı şekilde kullanılmasının yanıltıcı etki doğurduğunu kabul etmiştir.


Hukuki Değerlendirme

1. Coğrafi İbarelerin Ayırt Edicilik Sorunu

Karar, coğrafi yer isimlerinin marka hukukundaki konumunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Coğrafi kaynak belirten ibareler çoğu zaman tek başına ayırt edici kabul edilmez ve tali unsur niteliğinde değerlendirilir. Nitekim somut olayda da “MADRAN” ibaresinin ayırt edici olmadığı kabul edilmiştir.

Ancak Yargıtay, ayırt edici olmamanın markanın hukuka uygun olduğu anlamına gelmeyeceğini; özellikle ürünün gerçek coğrafi kaynağıyla bağ kurulamadığında farklı bir hukuki değerlendirme yapılacağını ortaya koymuştur.

2. İltibas Değil, Yanıltıcılık Esası

Kararın en dikkat çekici yönü, markalar arasında iltibas bulunmamasına rağmen hükümsüzlük sonucuna ulaşılmasıdır. Bu durum, SMK kapsamında yalnızca benzerlik analizinin yeterli olmadığını; tüketiciyi yanıltma ihtimalinin bağımsız bir hükümsüzlük sebebi oluşturabileceğini göstermektedir.

Yargıtay’a göre:

  • Ortak unsur ayırt edici olmasa bile,

  • Coğrafi kaynak algısı yaratıyorsa,

  • Ve bu algı gerçeği yansıtmıyorsa,

markanın korunması mümkün değildir.

3. Ortalama Tüketici Algısı ve Sektörel Özellik

Kararda özellikle içecek sektörüne vurgu yapılmıştır. Su kaynaklarının kalite algısı üzerinde belirleyici olması nedeniyle, tüketicinin “MADRAN” ibaresini doğrudan ürünün kaynağıyla ilişkilendireceği kabul edilmiştir. Böylece ortalama tüketici algısı değerlendirmesi, klasik marka benzerliği analizinin önüne geçmiştir.

4. Uygulamaya Etkisi

Bu karar, marka başvurularında coğrafi isim kullanımına ilişkin önemli bir uyarı niteliğindedir:

  • Coğrafi ibareler yalnızca ayırt edicilik bakımından değil, gerçeklik ve doğruluk açısından da incelenmelidir.

  • Ruhsat veya fiilî kullanım bulunmaksızın coğrafi kaynak çağrıştıran ibarelerin kullanılması ciddi hükümsüzlük riskleri doğurabilir.

  • Özellikle gıda, içecek ve doğal ürün sektörlerinde coğrafi ibarelerin seçimi stratejik önem taşımaktadır.


Sonuç

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bu kararı; marka hukukunda coğrafi yer isimlerinin değerlendirilmesinde klasik iltibas analizinin ötesine geçilmesi gerektiğini göstermektedir. Ortak unsur ayırt edici olmasa dahi, markanın tüketiciyi ürünün coğrafi kaynağı konusunda yanıltması hâlinde hükümsüzlük yaptırımı uygulanabileceği açıkça ortaya konulmuştur.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

wpChatIcon
x  Shield Security ile WordPress için Güçlü Koruma
Bu Site
Shield Security Tarafından Korunuyor →