Marka Hukukunda Meslek Adlarının Tescili: Yargıtay HGK’dan Emsal “Eczacı” Kararı Işığında Kapsamlı Analiz
Meslek Adları Marka Olur mu? Yargıtay Kararı, SMK 5/1-d, Marka Hukuku
ÖZET Marka hukuku, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğerlerinden ayırt etme işleviyle rekabetin korunmasında merkezi bir rol oynar. Ancak bu işlevin sınırları, kamu düzeni ve genel menfaatler doğrultusunda belirlenmiştir. Bu bağlamda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 5/1-d hükmü (mülga 556 sayılı KHK m. 7/1-d), belirli bir meslek grubunu tanımlayan işaretlerin marka olarak tescilini yasaklar. Bu makale, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 2022 tarihli “ECZACI” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkin emsal kararını derinlemesine inceleyerek; meslek adlarının tescilinde “mal/hizmet sınıfı ilişkisi” aranıp aranmayacağı, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanma imkânı ve idari kılavuzların hukuki bağlayıcılığı gibi kritik noktaları analiz etmektedir. Amaç, marka hukuku uygulayıcıları ve marka sahipleri için net bir yol haritası sunmaktır.
Anahtar Kelimeler: Sınai Mülkiyet Kanunu, SMK 5/1-d, Meslek Adları Marka Tescili, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “Eczacı” Markası, Mutlak Ret Nedenleri, Ayırt Edicilik, Marka Hukuku.
- GİRİŞ: Markanın Ayırt Edicilik İşlevi ve Kamu Menfaati Dengesi
Marka, modern ekonomilerde işletmelerin kimliği ve ürünlerinin kalitesinin bir simgesi olarak vazgeçilmez bir unsurdur. Temel işlevi, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini piyasadaki diğerlerinden ayırt etmektir. Ancak bu ayırt edicilik, mutlak bir hak olmayıp, belirli sınırlar ve kısıtlamalar dahilinde korunmaktadır. Kanun koyucu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve öncesinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile, kamu düzeni, genel ahlak ve ticari dürüstlük ilkeleri gereği bazı işaretlerin marka olarak tescilini yasaklamıştır. Bu yasaklar, “mutlak ret nedenleri” olarak adlandırılır ve en önemlilerinden biri de meslek adlarının tescil edilememesidir. Bu makale, bu kritik konuyu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun son dönemdeki “ECZACI” kararı ışığında kapsamlı bir şekilde ele alacaktır.
- MESLEK ADLARININ MARKALAŞTIRILMASI: SMK m. 5/1-d’nin Kapsamı
SMK’nın 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, *“Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler” *in marka olarak tescil edilemeyeceğini açıkça belirtir. Bu hükmün amacı, belirli bir mesleği veya meslek grubunu doğrudan tanımlayan kelimelerin, o mesleği icra eden tüm bireylerin ve işletmelerin serbest kullanımına açık kalmasını sağlamaktır. Aksi takdirde, meslek adlarının özel bir mülkiyete konu edilmesi, haksız rekabete yol açabilir ve kamu vicdanını rahatsız edebilir. Örneğin, “AVUKAT,” “DOKTOR,” “MİMAR,” “MÜHENDİS” gibi ibareler, belirli bir mesleği veya bu mesleğin icracılarını tanımlar. Bu tür ibarelerin tek bir teşebbüs adına tescil edilmesi, diğer meslektaşların bu ibareleri dürüstçe kullanma hakkını kısıtlayacaktır.
- “ECZACI” KARARI: EMTİA İLİŞKİSİ ARANIR MI?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.01.2022 tarihli ve E. 2019/371 K. 2022/70 sayılı kararı, meslek adlarının tescil edilebilirliği konusundaki en önemli emsallerden biridir. Dava, davalı adına tescilli “ECZACI” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir. Yerel mahkeme ve Özel Daire (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi) arasında, meslek adlarının yalnızca o meslekle ilişkili mal/hizmet sınıflarında mı (Özel Daire’nin ilk onama kararı ve bozma kararı görüşü) yoksa tüm sınıflarda mı tescil engeli oluşturacağı (Yerel Mahkemenin direnme kararı) konusunda bir uyuşmazlık doğmuştur.
3.1. Özel Daire’nin Farklılaşan Görüşü Özel Daire, bozma kararında, meslek adlarının ancak “makul seviyede bilgili, gözlemci ve dikkatli ortalama halk kitlesi tarafından bu meslekle bağlantı kurabilecekleri mal ve hizmetler yönünden” tescil engeli oluşturması gerektiğini belirtmiştir. Bu görüşe göre, “ECZACI” ibaresi, ilaç veya eczacılık hizmetleriyle ilgili sınıflarda tescil edilemezken, bu meslekle ilgisi olmayan diğer sınıflarda tescil edilebilir olmalıydı.
3.2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Nihai Kararı ve Gerekçesi HGK, yerel mahkemenin direnme kararını onamış ve bu konuda net bir duruş sergilemiştir. Kurulun gerekçesi şu temel argümanlara dayanmaktadır:
- Kanun Metninin Lafzi Yorumu: SMK m. 5/1-c (cins, çeşit, vasıf belirten işaretler) hükmünde, işaretin “malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten” ifadesiyle emtia ile ilişki açıkça kurulmuşken, 5/1-d hükmünde böyle bir sınırlama getirilmemiştir. Bu, kanun koyucunun bilinçli bir tercihidir.
- Meslek Adının Niteliği: Bir ibare “meslek adı” olma vasfını, hangi mal veya hizmet grubunda kullanıldığına göre yitirmez. “ECZACI” kelimesi, hangi sınıfta tescil edilmeye çalışılırsa çalışılsın, toplum zihninde eczacılık mesleğini icra eden kişiyi temsil etmeye devam eder. Bu nedenle, engel soyut ve kategoriktir.
- Kamu Menfaati: Meslek adlarının, hangi emtia ile ilgili olduğuna bakılmaksızın tescilinin engellenmesi, o mesleği icra eden herkesin bu ibareyi serbestçe kullanabilmesi ve kamunun meslek adı üzerinden doğru bilgiye erişebilmesi açısından elzemdir.
- KULLANIM YOLUYLA AYIRT EDİCİLİK KAZANILMASI (SMK m. 5/2) MÜMKÜN MÜDÜR?
SMK m. 5/2, normalde tescil edilemeyecek işaretlerin, tescil başvurusundan önce kullanım yoluyla ilgili mal veya hizmetler için ayırt edici nitelik kazanması halinde tescil edilebileceğini düzenler. Davalı taraf, “Eczacıbaşı” gibi tanınmış bir holdingin kurucusu aileden geldiğini ve “Eczacı” ibaresinin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını iddia etmiştir.
Ancak HGK, bu iddiayı da reddetmiştir. Kurul, “ECZACI” ibaresinin “Eczacıbaşı” markasından ayrı olarak tek başına kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına dair yeterli delil bulunmadığını belirtmiştir. En önemlisi, bir meslek adının kamuoyundaki asli anlamının (mesleği icra eden kişi) güçlü bir şekilde devam etmesi nedeniyle, bu tür bir ibarenin kullanım yoluyla münhasıran bir teşebbüsü işaret eder hale gelmesinin oldukça zor olduğu vurgulanmıştır. Meslek adlarının “kamusal niteliği,” ticari bir tanınmışlığın önüne geçmektedir.
- İDARİ KILAVUZLARIN (TÜRKPATENT İNCELEME KILAVUZU) HUKUKİ BAĞLAYICILIĞI
Kararda ele alınan bir diğer kritik nokta, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından yayımlanan Marka İnceleme Kılavuzu’nun hukuki statüsüdür. Özel Daire, kılavuzun SMK m. 7/1-d (KHK) ile ilgili açıklamalarına atıfta bulunarak, meslek adlarının ancak meslekle bağlantı kurabilecekleri mal ve hizmetler yönünden tescil engeli oluşturması gerektiği ilkesini benimsemişti.
HGK, bu noktada da net bir duruş sergileyerek:
- Kılavuzun bir “idari metin” olduğunu ve Kanun (SMK) karşısında bağlayıcı bir hukuki norm niteliği taşımadığını,
- Mahkemelerin, kılavuz hükümlerinden ziyade doğrudan kanun metnine, uygulamanın esaslarını düzenleyen yönetmeliklere ve emsal yargı kararlarına başvurmak zorunda olduğunu belirtmiştir.
Bu durum, mahkemelerin, idari yorumlar karşısında kanunun lafzı ve ruhuna uygun yorum yapma özerkliğini bir kez daha teyit etmiştir.
- SONUÇ VE PRATİK ÇIKARIMLAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun “ECZACI” kararı, marka hukuku uygulayıcıları ve marka stratejistleri için çok önemli prensipleri ortaya koymuştur:
- SMK m. 5/1-d kapsamındaki meslek adları, hangi sınıfta olursa olsun (mal/hizmet ilişkisi aranmaksızın) münhasıran veya esas unsur olarak marka tesciline konu edilemez. Bu, kamunun genel menfaatinin özel mülkiyet hakkının önüne geçtiği mutlak bir hükümsüzlük nedenidir.
- Meslek adlarının kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanması ve dolayısıyla tescil edilebilir hale gelmesi, kamusal niteliği nedeniyle oldukça güçtür. Tüketici zihninde asli anlamı devam eden bir meslek adının, tek bir teşebbüsü işaret ettiğine dair ikna edici delil sunmak neredeyse imkansızdır.
- Marka inceleme ve itiraz süreçlerinde TÜRKPATENT kılavuzları rehber olsa da, yargı sürecinde mahkemeler Kanun metnine ve genel hukuki ilkelere göre karar verecektir. Bu, kılavuzdaki bazı yorumlara rağmen Kanun’un daha geniş yorumlanabileceği davalar için önemlidir.
Bu karar, marka portföyü oluşturulurken veya mevcut markalar değerlendirilirken meslek adları içeren ibarelere karşı azami dikkat gösterilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayırt ediciliği sağlamak ve hukuki riskleri en aza indirmek için meslek adlarının yanına güçlü, ayırt edici ve kanuna uygun ek unsurlar getirilmesi stratejik bir zorunluluktur.
KAYNAKÇA
- 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK).
- 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (Mülga KHK).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/371, K. 2022/70, T. 27.01.2022.
- KARAN, Hakan / KILIÇ, Mehmet; Markaların Korunması: 556 Sayılı KHK Şerhi ve İlgili Mevzuat, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004.
- YASAMAN, Hamdi; Marka Hukuku, Cilt I-II, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2004.
- TEKİNALP, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012.
- TÜRKPATENT, Marka İnceleme Kılavuzu, (Güncel Sürüm).





Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!