
Sieckmann Kararı ve Koku Markalarının Tescil Edilebilirliği Üzerine Bir İnceleme
/
0 Yorumlar
Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) C-273/00 sayılı Sieckmann kararı, marka hukukunda özellikle geleneksel olmayan işaretlerin tesciline ilişkin grafik temsil edilebilirlik kriterini sistematik bir çerçeveye oturtması bakımından dönüm noktası niteliğindedir. Divan, bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için temsilinin açık, kesin, kendi içinde yeterli, kolay erişilebilir, anlaşılır, kalıcı ve objektif olması gerektiğini belirleyerek doktrinde “Sieckmann kriterleri” olarak anılan standartları ortaya koymuştur.

ORTAKLIKTAN AYRILAN ORTAĞIN MARKA KULLANIM HAKKI: GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ VE TECAVÜZ SORUNSALI
Geçmişte birlikte ticari faaliyet yürüten ortakların sonradan ortaklıklarını sona erdirmelerinden sonra ortaklığın tasfiyesi sırasında markanın hangi ortağa bırakıldığı yönünde bir anlaşma somut delil mevcut değilse, eski ortakların birlikte meydana getirip birlikte kullandıkları markanın, ortaklıktan sonra da eski ortakların her biri tarafından kullanılabileceğinin ve bunun, bir diğeri aleyhine markaya tecavüz oluşturmayacağı kabul edilmektedir.

Marka Hukukunda Meslek Adlarının Tescili: Yargıtay HGK’dan Emsal “Eczacı” Kararı Işığında Kapsamlı Analiz
SMK m. 5/1-d kapsamındaki meslek adları, hangi sınıfta olursa olsun (mal/hizmet ilişkisi aranmaksızın) münhasıran veya esas unsur olarak marka tesciline konu edilemez. Bu, kamunun genel menfaatinin özel mülkiyet hakkının önüne geçtiği mutlak bir hükümsüzlük nedenidir.



