İştirak Nafakası
İştirak Nafakası Nedir? Kim Öder, Ne Kadar, Ne Zaman Sona Erer?
İştirak Nafakası Nedir?
İştirak nafakası, boşanma ya da ayrılık sonucunda velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin, ergin olmayan çocuğunun bakım, eğitim, sağlık ve barınma gibi giderlerine mali gücü oranında katılması için mahkemece hükmedilen bir nafaka türüdür. Hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 182. ve 327-330. maddeleridir.
Bu nafakanın amacı, boşanmanın çocuğun yaşam standardını olabildiğince az etkilemesini sağlamaktır. Velayet hangi eşe verilirse verilsin, diğer ebeveynin çocuğa bakma yükümlülüğü ortadan kalkmaz; sadece bu yükümlülük fiili bakımdan parasal katkıya dönüşür.
Önemli bir nokta: iştirak nafakasına karar verilirken eşlerin boşanmadaki kusuru dikkate alınmaz. Nafaka, boşanmada kim haklı kim haksız sorusundan bağımsız olarak, tamamen çocuğun ihtiyacına dayanan bir yükümlülüktür. Hâkim, taraflardan talep gelmese dahi, çocuğun menfaatini koruma görevi gereği bu konuda re’sen değerlendirme yapabilir.
Uygulamada sıkça karıştırılan bir husus da şudur: boşanma davası sürerken ödenen “tedbir nafakası” ile boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ödenen “iştirak nafakası” aynı şey değildir; kesinleşmeyle birlikte tedbir nafakası kural olarak iştirak nafakasına dönüşür.
İştirak Nafakasına Kim Karar Verir?
İştirak nafakasına, boşanma veya ayrılık davasına bakan aile mahkemesi hâkimi karar verir. Kanun koyucu bu konuyu kamu düzeninden saymıştır; çünkü mesele doğrudan çocuğun korunmasıyla ilgilidir. Bu nedenle taraflar nafaka talebinde bulunmamış olsa bile hâkim, boşanma kararıyla birlikte ergin olmayan çocuk yararına iştirak nafakasını kendiliğinden değerlendirmek durumundadır.
Sonradan açılacak ayrı bir davada da (nafaka artırma, azaltma, kaldırma davaları) yine aynı ilke geçerlidir: hâkim, tarafların talebiyle bağlı kalmakla birlikte, çocuğun üstün yararını gözeten bir değerlendirme yapar.
İştirak Nafakasını Kim Talep Edebilir?
Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca iştirak nafakası talep etme hakkı şu kişilere tanınmıştır:
- Çocuğa fiilen bakan ve velayeti elinde bulunduran ebeveyn
- Çocuğa atanmış vasi
- Çocuğa atanmış kayyım
- Ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip olan çocuğun bizzat kendisi
Çocuk ergin olduktan sonra eğitimine devam ediyorsa, bu durumda talep hakkı doğrudan çocuğa geçer; ancak bu aşamada söz konusu olan artık “iştirak nafakası” değil, aşağıda ayrıca ele alacağımız “yardım nafakası”dır.
İştirak Nafakası Nasıl Belirlenir?
İştirak nafakasının miktarı kanunda sabit bir tarifeye veya yüzdeye bağlanmamıştır. Hâkim, her somut olayda aşağıdaki unsurları birlikte değerlendirerek bir miktara hükmeder:
- Çocuğun yaşı ve eğitim seviyesi (anaokulu, ilköğretim, lise, üniversite)
- Sağlık, barınma ve ulaşım giderleri
- Varsa özel eğitim, kurs veya özel okul giderleri
- Anne ve babanın gelir düzeyi ve malvarlığı
- Tarafların kira/konut durumu
- Anne ve babanın bakmakla yükümlü olduğu başka çocukların bulunup bulunmadığı
- Çocuğun kendi geliri varsa bu gelirin düzeyi
- Velayet sahibi ebeveynin çocuğa fiilen ayırdığı emek ve zaman
- Günün ekonomik koşulları ve paranın alım gücü
Hâkim bu unsurları TMK m. 4’te ifade edilen hakkaniyet ilkesi çerçevesinde bir araya getirir. Dolayısıyla iki farklı dosyada aynı gelire sahip iki baba için dahi, çocukların yaşı ve ihtiyaçları farklıysa nafaka miktarı farklı çıkabilir.
İştirak Nafakası Hesaplama Nasıl Yapılır?
İnternette sıkça aranan “iştirak nafakası hesaplama” ifadesi, aslında yanıltıcı bir beklentiye işaret eder: nafaka, maaşın belirli bir yüzdesi alınarak matematiksel biçimde hesaplanan bir kalem değildir. Böyle bir hesap makinesi yaklaşımı Türk hukukunda uygulanmaz.
Bunun yerine mahkeme, örneğin lise çağındaki bir çocuğun okul, servis, kitap ve harçlık giderleriyle ilköğretim çağındaki bir çocuğun giderlerini ayrı ayrı değerlendirir; ardından bu ihtiyaç toplamını, nafaka yükümlüsü ebeveynin geliriyle ve velayet sahibi ebeveynin ekonomik katkısıyla karşılaştırarak orantılı bir miktara ulaşır.
Uygulamada mahkemeler genellikle sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır; tarafların maaş bordroları, kira sözleşmeleri, banka kayıtları incelenir. Bu araştırma sonucunda hem çocuğun gerçek ihtiyacı hem de yükümlünün gerçek ödeme gücü ortaya konur ve nafaka buna göre takdir edilir.
İştirak Nafakası Ne Kadar?
“İştirak nafakası ne kadar olur, 2026’da kaç TL’dir” sorusuna tek bir rakamla cevap vermek hukuken doğru değildir; çünkü kanunda herkese uygulanacak sabit bir tutar yoktur. Güncel ekonomik koşullar (enflasyon, geçim giderleri) mahkemenin takdirini etkileyen unsurlardan biridir, ama tek başına belirleyici değildir.
Nafaka miktarı; çocuğun yaşı ve ihtiyaçları ile ebeveynlerin gelir ve gider dengesi birlikte değerlendirilerek somut olay bazında belirlenir. Bu nedenle iki farklı ailede aynı yıl için verilmiş iki farklı nafaka kararı, birbirinden oldukça farklı tutarlarda olabilir; bu durum normaldir ve hukuka aykırılık teşkil etmez.
İştirak Nafakası Kaç Yaşına Kadar Ödenir?
Kural olarak iştirak nafakası, çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla (ergin olmasıyla) kendiliğinden sona erer. Erginlik ayrıca evlenme yoluyla ya da TMK m. 12 uyarınca mahkeme kararıyla ergin kılınma yoluyla da gerçekleşebilir; bu durumlarda da iştirak nafakası aynı şekilde sona erer.
Ancak burada uygulamada en çok karıştırılan nokta devreye girer: çocuk 18 yaşını doldurduğunda eğitimine (lise, üniversite, meslek eğitimi vb.) hâlâ devam ediyorsa, anne babanın çocuğa bakma yükümlülüğü otomatik olarak bitmez. Bu durumda yükümlülük, aşağıda ayrıca açıkladığımız yardım nafakası başlığı altında devam eder. Yani “18 yaşından sonra iştirak nafakası devam eder mi?” sorusunun teknik olarak doğru cevabı şudur: hayır, iştirak nafakası adı altında devam etmez; ama eğitim sürüyorsa, yardım nafakası adı altında benzer bir yükümlülük sürebilir.
İştirak Nafakası Hangi Durumlarda Sona Erer?
İştirak nafakası aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer:
- Çocuğun ergin olması (18 yaşını doldurması)
- Çocuğun evlenmesi
- Çocuğun mahkeme kararıyla ergin kılınması
- Nafaka yükümlüsünün vefat etmesi
Nafaka yükümlüsünün ölümü hâlinde, bakiye alacaklar mirasçılardan talep edilebilirken, ileriye dönük iştirak nafakası yükümlülüğü son bulur; bu noktada çocuğun mirasçılık hakları ayrı bir değerlendirme konusudur.
İştirak Nafakası Artırılabilir mi?
Evet. TMK’nın durumun değişmesine ilişkin hükmü uyarınca, koşullar değiştiğinde hâkim istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir. Uygulamada artırım talebine en sık yol açan gelişmeler şunlardır:
- Çocuğun büyümesiyle birlikte ihtiyaçlarının artması
- Eğitim düzeyinin yükselmesi (örneğin ilköğretimden liseye geçiş)
- Beklenmedik sağlık giderlerinin ortaya çıkması
- Enflasyon ve genel ekonomik koşullardaki değişim
- Nafaka yükümlüsünün gelirinde belirgin bir artış olması
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumunda önemli değişiklikler yaşanması
Mahkeme kararında zaman zaman nafakanın yıllık olarak TÜFE/ÜFE gibi bir endekse göre kendiliğinden artırılacağı da hükme bağlanabilir; bu durumda her yıl ayrı bir dava açmaya gerek kalmadan nafaka miktarı güncellenir. Böyle bir düzenleme yoksa veya mevcut artış yetersiz kalmışsa, taraflardan biri ayrı bir artırım davası açabilir.
İştirak Nafakası Artırma Davası Nasıl Açılır?
Nafaka artırım davası, mevcut nafakayı hükmeden ya da yetkili aile mahkemesinde açılır. Dava dilekçesinde; nafakanın ilk belirlendiği tarihten bu yana geçen süre, bu süre içinde çocuğun ihtiyaçlarında meydana gelen değişim, tarafların güncel gelir ve gider durumu somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Mahkeme, gerekli görürse sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırarak tarafların gelir belgelerini, kira sözleşmelerini ve varsa malvarlığı bilgilerini inceler. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, dilekçenin somut olayın özelliklerine göre hazırlanması sonuç açısından belirleyicidir.
İştirak Nafakası Azaltılabilir veya Kaldırılabilir mi?
Nafaka miktarı yalnızca artırılabilir değil, koşullar tersine değiştiğinde azaltılabilir ya da tamamen kaldırılabilir de. Azaltma ve kaldırma birbirinden farklı taleplerdir:
Azaltma, nafaka yükümlülüğünün devam ettiği ancak miktarının güncel koşullara göre yüksek kaldığı durumlarda gündeme gelir; örneğin yükümlünün gelirinde ciddi bir düşüş yaşanması, işini kaybetmesi ya da bakmakla yükümlü olduğu başka kişilerin sayısının artması gibi hâllerde talep edilebilir.
Kaldırma ise nafaka yükümlülüğünün tamamen sona erdirilmesi talebidir; genellikle çocuğun artık nafakaya ihtiyacının kalmaması (örneğin kendi geliriyle geçinebilir hâle gelmesi) ya da yükümlülüğün kanunen sona erdiği hâllerde (erginlik, evlenme) söz konusu olur.
İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?
Mahkeme kararına rağmen nafaka ödenmezse, nafaka alacaklısı bu alacağı icra takibi yoluyla tahsil edebilir. Kanun koyucu, nafaka alacaklarının tahsilini kolaylaştırmak amacıyla bazı özel güvenceler öngörmüştür:
- Nafaka alacakları, İcra ve İflas Kanunu’na göre düzenlenen sıra cetvelinde imtiyazlı/öncelikli alacaklar arasında yer alır.
- Nafaka borçlusunun maaşına haciz konulabilir; nafaka kesintisi, maaş üzerinde önceden başka hacizler bulunsa dahi bunlardan bağımsız olarak uygulanır.
- Emekli aylığına da nafaka alacağı için haciz konulabilir.
Bunlara ek olarak, borçlu ödeme gücüne rağmen nafakayı ödemezse ve kanunda aranan diğer şartlar da gerçekleşirse, alacaklının şikâyeti üzerine İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükmü çerçevesinde borçlu hakkında tazyik hapsi uygulanabilir. Burada önemle belirtmek gerekir ki bu bir ceza yargılaması değil, icra hukukuna özgü bir baskı/zorlama tedbiridir; “ödemeyen kesin hapse girer” şeklindeki mutlak ifadeler doğru değildir — hapis, ancak kanunda aranan şartların (ödeme gücü olduğu hâlde kasten ödememe, şikâyet süresi, önceki ihtar gibi) somut olayda gerçekleşmesi hâlinde ve mahkeme kararıyla uygulanabilir.
İştirak Nafakası İçin İcra Takibi Nasıl Yapılır?
Nafakaya ilişkin mahkeme kararı (ilam), icra dairesine ilamlı icra takibi olarak sunulur. Alacaklı, icra dairesinden borçluya ödeme emri gönderilmesini talep eder; borçlu süresinde ödeme yapmaz ya da itiraz etmezse, alacaklının talebiyle borçlunun maaşına, banka hesaplarına veya diğer malvarlığına haciz uygulanabilir.
Nafaka ilamlarında borçlunun itiraz imkânı, adi alacaklardan farklı ve daha sınırlıdır; zira nafaka kamu düzenine ilişkin bir konudur. Sürecin somut işleyişi, birikmiş nafaka miktarı, borçlunun malvarlığı durumu ve dosyanın özelliklerine göre değişebileceğinden, icra takibine başlamadan önce dosyaya özgü bir değerlendirme yapılması önerilir.
İştirak Nafakası Zamanaşımına Uğrar mı?
Bu başlıkta iki farklı zamanaşımını birbirinden ayırmak gerekir. Mahkeme ilamları kural olarak son işlem tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir; ancak nafakaya ilişkin ilamlar bu kuralın istisnasıdır — nafaka ilamı, üzerinden 10 yıl geçmiş olsa dahi geçerliliğini korur ve icraya konu edilebilir.
Buna karşılık, aylık olarak tahakkuk eden ve tahsil edilmeyen birikmiş nafaka alacaklarının kendisi, genel zamanaşımı sürelerine tabidir. Yani ilamın kendisi zamanaşımına uğramasa bile, çok geriye dönük dönemler için birikmiş alacaklar zamanaşımı def’iyle karşılaşabilir. Bu nedenle nafaka alacaklısının, tahsil işlemlerini gereksiz yere geciktirmemesi önemlidir. Somut dosyada hangi dönemlerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi, dosyanın icra takip tarihleri ve son işlem tarihleri incelenerek yapılmalıdır.
İştirak Nafakası Davasında Hangi Mahkeme Görevlidir?
İştirak nafakasına ilişkin davalara, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca kurulan aile mahkemeleri bakmakla görevlidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu görevi, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla yürütür.
Yetkili mahkeme konusunda ise genel kural, nafaka alacaklısının (çocuğun/velayet sahibi ebeveynin) yerleşim yeri mahkemesidir; ancak boşanma davasıyla birlikte açılan taleplerde yetki kuralları farklılık gösterebileceğinden, dosyanın somut koşullarına göre değerlendirme yapılmalıdır.
İştirak Nafakası ile Tedbir Nafakası Arasındaki Fark
Tedbir nafakası, boşanma davası henüz sonuçlanmadan, dava süresince tarafların ve varsa çocuğun geçimini sağlamak amacıyla geçici olarak hükmedilen bir nafaka türüdür. İştirak nafakası ise boşanma veya ayrılık kararı kesinleştikten sonra, artık kalıcı biçimde uygulanmak üzere belirlenen nafakadır.
Uygulamada mahkemeler genellikle, dava sırasında tedbiren hükmedilen nafakayı, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakasına dönüştürür. Bu geçiş otomatik değildir; mahkeme kararında bu yönde açık bir hüküm bulunması ya da tarafların bu doğrultuda talepte bulunması gerekir.
İştirak Nafakası ile Yardım Nafakası Arasındaki Fark
Bu iki kavram, özellikle ergin olmuş ama eğitimine devam eden çocuklar bakımından sıkça karıştırılır. İştirak nafakası, ergin olmayan çocuk için ve anne-babanın kanuni bakım borcunun bir uzantısı olarak hükmedilir; çocuk ergin olduğunda kural olarak kendiliğinden sona erer.
Yardım nafakası ise Türk Medeni Kanunu’nun yardım nafakasına ilişkin genel hükümleri çerçevesinde, ergin olmuş ancak eğitimine devam eden ya da muhtaç durumda olan kişiler için ayrıca talep edilmesi gereken bir nafaka türüdür. Önemli fark şudur: iştirak nafakası hâkim tarafından talep olmasa da re’sen değerlendirilebilirken, yardım nafakası için ilgili kişinin (ergin çocuğun) ayrıca dava açması ya da talepte bulunması gerekir; bu iki nafaka türü aynı davada otomatik olarak birbirinin yerine geçmez.
Anlaşmalı Boşanmada İştirak Nafakasından Vazgeçilebilir mi?
Anlaşmalı boşanma protokollerinde taraflar sıklıkla çocuk için nafaka istemediklerini beyan edebilir ya da nafaka yerine tek seferlik bir ödeme kararlaştırabilir. Ancak iştirak nafakası, ebeveynlerin değil çocuğun hakkıdır; bu nedenle anne-baba arasındaki anlaşma, çocuğun ileride ihtiyaç ortaya çıktığında nafaka talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Yargı uygulamasında, protokolde nafaka istenmemiş olması ya da toplu bir tazminat ödenmiş olması, koşullar değiştiğinde ve çocuğun menfaati gerektirdiğinde sonradan iştirak nafakası talep edilmesine engel sayılmamaktadır. Yine de her protokolün kendine özgü içeriği bulunduğundan, somut olayda toplu ödemenin nafaka yerine geçip geçmeyeceği, protokolün ifadesine ve dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
İştirak Nafakası Davasında Yargıtay Yaklaşımı
Yargıtay’ın iştirak nafakası dosyalarındaki yerleşik yaklaşımını birkaç somut karar üzerinden özetlemek, konunun pratikte nasıl işlediğini göstermesi bakımından faydalıdır.
Bu kararlar, iştirak nafakası uyuşmazlıklarının genel çerçevesini göstermekle birlikte her dosyanın kendine özgü delilleri ve olguları bulunduğundan, somut bir uyuşmazlıkta sonucun aynı yönde çıkacağı garanti edilemez.
Nafaka takdirinde tarafların gerçek ekonomik durumu esas alınır
Bir dosyada yerel mahkeme, iki çocuk için aylık nafakayı belirli bir tutara yükseltmiş, ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, annenin asgari ücretle çalıştığı ve babasının evinde kaldığı, babanın ise emekli maaşı ile kira gelirine sahip olduğu somut duruma göre takdir edilen tutarın hakkaniyetle bağdaşmadığına karar vermiştir. Karardan çıkan sonuç: mahkemenin, tarafların soyut beyanları değil, dosyaya yansıyan gerçek gelir-gider dengesi üzerinden karar vermesi gerektiğidir.
İştirak nafakası ile yardım nafakası talebi karıştırılmamalı
Ergin olmuş ancak eğitimine devam eden davacıların, daha önce kendilerine bağlanan iştirak nafakasının “artırılmasını” talep ettiği bir dosyada Yargıtay, davacıların dava tarihi itibarıyla ergin olduklarını ve bu nedenle talebin aslında ilk kez istenen bir yardım nafakası niteliğinde olduğunu, yerel mahkemenin bunu iştirak nafakasının artırılması gibi değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmü düzeltmiştir. Bu karar, yukarıda anlattığımız iştirak/yardım nafakası ayrımının pratikte ne kadar belirleyici olduğunu göstermektedir.
Ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa bakım yükümlülüğü devam eder
Başka bir dosyada, çocuğun ergin olduğu gerekçesiyle iştirak nafakasının kaldırılması istenmiş; ancak çocuğun açık öğretim lisesinde öğrenimine devam ettiği ve herhangi bir geliri bulunmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay, TMK’nın ilgili hükmü uyarınca eğitimine devam eden ergin çocuğa karşı ana-babanın bakım yükümlülüğünün sürdüğünü, bu nedenle kaldırma talebinin reddedilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Anlaşmalı boşanmada toplu ödeme, sonraki nafaka talebine engel değildir
Bir başka dosyada, anlaşmalı boşanma protokolünde çocuğun eğitim giderleri için belirli bir tutarın anneye bırakıldığı, bu nedenle iştirak nafakasının toplu olarak ödenmiş sayılması gerektiği savunulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu paranın niteliği ve dosyanın koşulları itibarıyla, koşulların zaman içinde değişmesi ve çocuğun ihtiyaçlarının artması karşısında, anne babanın kanuni bakım yükümlülüğünün ortadan kalkmadığına, hakkaniyete uygun bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Sonuç
İştirak nafakası, boşanma sonrasında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine velayeti bulunmayan ebeveynin gücü oranında katkı sağlamasını amaçlayan, kamu düzenine ilişkin bir yükümlülüktür. Miktarı sabit bir formülle değil, çocuğun ihtiyaçları ile ebeveynlerin ekonomik durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir; koşullar değiştiğinde artırılabilir, azaltılabilir ya da kaldırılabilir. Çocuk ergin olduğunda kural olarak sona erer, ancak eğitim hayatı sürüyorsa yükümlülük yardım nafakası adı altında devam edebilir. Ödenmemesi hâlinde icra yoluyla ve gerektiğinde tazyik hapsi tehdidiyle desteklenen güçlü bir tahsil mekanizması söz konusudur.
Her dosyanın kendine özgü koşulları, tarafların gelir durumu ve çocuğun ihtiyaçları farklı olduğundan, nafaka talebi, artırımı, azaltımı veya tahsili konusunda somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bir aile hukuku avukatından destek almanız faydalı olacaktır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.
Sık Sorulan Sorular
İştirak nafakası nedir?
Boşanma sonrasında velayeti kendisinde olmayan ebeveynin, ergin olmayan çocuğunun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine mali gücü oranında katılmak üzere mahkemece hükmedilen nafakadır.
İştirak nafakası ne kadar olur?
Kanunda sabit bir tutar yoktur. Miktar; çocuğun yaşı ve ihtiyaçları ile ebeveynlerin gelir ve gider durumu birlikte değerlendirilerek her dosyada ayrı ayrı belirlenir.
İştirak nafakası nasıl hesaplanır?
Maaşın belirli bir yüzdesi gibi matematiksel bir formülle hesaplanmaz. Mahkeme, çocuğun somut ihtiyaçlarını ebeveynlerin ödeme gücüyle karşılaştırarak hakkaniyete uygun bir miktara karar verir.
İştirak nafakası kaç yaşına kadar ödenir?
Kural olarak çocuğun 18 yaşını doldurmasına (erginliğine), evlenmesine veya mahkeme kararıyla ergin kılınmasına kadar ödenir.
18 yaşından sonra iştirak nafakası devam eder mi?
İştirak nafakası adı altında devam etmez; ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa anne-babanın bakım yükümlülüğü yardım nafakası olarak sürebilir.
İştirak nafakası ödenmezse ne olur?
Alacaklı, nafaka ilamını icraya koyarak borçlunun maaşına veya malvarlığına haciz uygulatabilir. Şartları varsa borçlu hakkında tazyik hapsi de gündeme gelebilir.
İştirak nafakası artırılabilir mi?
Evet. Çocuğun ihtiyaçlarının artması, eğitim düzeyinin yükselmesi veya tarafların ekonomik durumundaki değişiklikler gibi hâllerde artırım davası açılabilir.
İştirak nafakası hangi mahkemede açılır?
Aile mahkemelerinde açılır; aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu görevi asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla yürütür.
İştirak nafakası geriye dönük istenebilir mi?
Nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren hükmedilir; geçmişe dönük talepler dosyanın somut koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gereken istisnai bir konudur.
İştirak nafakası zamanaşımına uğrar mı?
Nafaka ilamının kendisi 10 yıllık genel ilam zamanaşımından muaftır; ancak tahsil edilmeyen birikmiş aylık nafaka alacakları genel zamanaşımı sürelerine tabidir.
Anlaşmalı boşanmada iştirak nafakasından vazgeçilebilir mi?
Nafaka çocuğun hakkı olduğundan, ebeveynler arasındaki anlaşma çocuğun ihtiyaç doğduğunda nafaka talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Yoksulluk nafakası hakkındaki makalemiz için tıklayınız.





Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!