Girdi yapan Meryem AYIK

Trendyol, Hepsiburada ve Amazon’da Marka İhlali: E-Ticarette Marka Hakkına Tecavüz ve Platform Sorumluluğu

E-ticaret platformlarında marka hakkının korunması çok katmanlı bir normatif yapıya dayanmaktadır. Asli sorumluluk, markayı izinsiz kullanan veya taklit ürünü satışa sunan satıcıya aittir. Platform ise aracı hizmet sağlayıcı sıfatıyla, ihlalden haberdar edildiği anda müdahale etmekle yükümlüdür. Ancak bu müdahale yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde ikincil sorumluluk söz konusu olabilir. Nihai ve bağlayıcı çözüm ise SMK hükümleri çerçevesinde açılacak marka hakkına tecavüz davalarıyla sağlanmaktadır. Dijital ticaretin hacmi arttıkça, marka korumasının etkinliği de bu karma sorumluluk rejiminin doğru uygulanmasına bağlı hâle gelmektedir.

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Philips v. Remington (C-299/99) Kararı Işığında Teknik Zorunluluk İçeren Şekillerin Marka Hukuku Bakımından Analizi

Söz konusu uyuşmazlıkta Divan, tescili talep edilen üç dairesel kesici başlıklı tıraş makinesi formunun, münhasıran teknik bir fonksiyonu yerine getirmeye matuf olduğunu tespit ederek; bu türden fonksiyonel şekillerin marka tescili yoluyla koruma altına alınmasının, serbest rekabet ilkelerini telafisi güç biçimde zedeleyeceği sonucuna varmıştır.

Marka Tecavüz Davaları

Marka, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) 4. maddesi uyarınca bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir. Marka hakkı ise SMK m.7/2 hükmü gereğince tescil ile doğan, sahibine inhisari yetkiler tanıyan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır.

SMS Doğrulama Kodları Üzerinden Açık Rıza Alınması Uygulamalarına İlişkin KVKK’nın 2025/1072 Sayılı İlke Kararı Üzerine Değerlendirme

Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından tesis edilen 10/06/2025 tarihli ve 2025/1072 sayılı İlke Kararı, veri sorumlularının mal ve hizmet sunumu esnasında gerçekleştirdikleri veri işleme faaliyetlerinde “şeffaflık”, “belirlilik” ve “özgür irade” ilkelerini yeniden tahkim eden dönüm noktası niteliğinde bir düzenlemedir.

Sieckmann Kararı ve Koku Markalarının Tescil Edilebilirliği Üzerine Bir İnceleme

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) C-273/00 sayılı Sieckmann kararı, marka hukukunda özellikle geleneksel olmayan işaretlerin tesciline ilişkin grafik temsil edilebilirlik kriterini sistematik bir çerçeveye oturtması bakımından dönüm noktası niteliğindedir. Divan, bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için temsilinin açık, kesin, kendi içinde yeterli, kolay erişilebilir, anlaşılır, kalıcı ve objektif olması gerektiğini belirleyerek doktrinde “Sieckmann kriterleri” olarak anılan standartları ortaya koymuştur.

Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1595, K. 2023/5192, T. 21.09.2023

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bu ilamı, Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında “tanımlayıcı işaretlerin” ve “coğrafi kaynak bildiren ibarelerin” markasal kullanım sınırlarını belirlemektedir. Karar, markanın asli unsuru ile tali unsuru arasındaki illiyet bağını, “tüketicinin satın alma motivasyonu” üzerinden kurmaktadır. Davalının ilgili coğrafi bölgeden (Madran Dağı) su çıkarma ruhsatının bulunmaması, markayı SMK m. 5/1-f (kamuyu yanıltıcı nitelik) kapsamında hükümsüzlük yaptırımı ile karşı karşıya bırakmıştır.